GÜNCEL
Giriş Tarihi : 24-05-2022 17:19

18 yıl sonra ortaya çıkan cinayetin ilk duruşması görüldü

Elazığ'da 18 yıl önce ortadan kaybolunca ailesinin hakkında kayıp başvurusu yaptığı Ruhi Canpolat'ın (38) cinayetinde ilk duruşma görüldü.

18 yıl sonra ortaya çıkan cinayetin ilk duruşması görüldü

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, 21 Mayıs 2003'te ailesinin hakkında kayıp başvurusu yaptığı 3 çocuk babası Ruhi Canpolat'ın dosyasını 2 Şubat 2021'de yeniden açtı. 10 ay süren titiz çalışmanın ardından ekipler, 4 Aralık günü operasyon düzenledi. 7 adrese eş zamanlı baskın yapan ekipler, 2'si kadın, 9 kişiyi gözaltına aldı. Şüpheliler emniyetteki sorgularında Canpolat'ı öldürüp Sarıçubuk köyündeki tarlaya gömdüklerini itiraf etmesi üzerine tarlada yapılan kazıda bulunan kemikler, yapılan DNA testi sonucunda Ruhi Canpolat'a ait çıktı. Adliyeye sevk edilen 9 şüpheliden 3'ü tutuklanarak cezaevine gönderildi. Dosyanın ilk duruşması 16 Mayıs'ta Elazığ Adliyesi 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Davaya ‘kasten öldürme' suçundan yargılanan Cevdet Ş., Temur Ş. ve Azime Ş. ile sanık ve tanık avukatları katıldı.

 

"SALONUN ORTASINDA BATTANİYEYE SARILI HALDE CESEDİ GÖRDÜM"

 

Mahkeme heyetine karşı savunmasını yapan sanık Cevdet Ş., “Arabayla Ruhi'nin evinin oraya gelince Temur'un Ruhi ile kavga etmiş olabileceğini düşündüm. Temur bana birlikte eve çıkağımızı söyledi ve arabadan inerek birlikte eve çıktık. İçeri girdik salonun ortasında battaniyeye sarılı halde bohça şeklinde cesedi gördüm, ne olduğunu sorduğumda Temur bana Ruhi'yi öldürdüklerini söyledi. Ben de kendilerine kızdım ancak yapabileceğim bir şey kalmamıştı. Azime'nin köyüne cesedi götürmeyi düşündüklerini ancak o tarafta jandarma olduğundan dolayı götüremediklerini söylediler. Sonra da benden yardımcı olmamı ve bizim o taraflarda bir yere cesedi götürmeyi teklif ettiler. Ben de battaniyeden cesedi çıkartıp yorgana sarmalarını söyledim. Birlikte battaniye içerisindeki cesedi yorganın içerisine sardık. Ben, Temur ve Cevdet birlikte yorgana sarılı cesedi alarak evden çıkartarak pikaba koyduk. Pikapla da Sarıçubuk köyüne götürdük. Boş bir tarlada çukur gibi bir yer vardı buraya gittik ve ben o sıra yanlarından ayrıldım. Eve gittim ve 2 tane kürek getirdim. Ben Cevdet ve Temur birlikte cesedi bu çukura battaniye ile birlikte gömdük ve küreklerle üstünü kapattık. Kürekleri ben eve götürüp bıraktım tekrar hep birlikte ruhinin evine döndük. Ben cesedin parçalanıp parçalanmadığını bilmiyorum ben eve gittiğimde ceset battaniyenin içindeydi. Bu olaya karıştığım için çok pişmanım. Benim bu olaydan önce Azime ile hiçbir şekilde gönül ilişkim olmadı. Ancak kardeşim Temur'un bu olaydan bir iki ay önce Azime ile aralarında gönül ilişkileri başlamış, ben bunu daha sonradan öğrendim. O da şu şekilde oldu, Ruhi ölmeden bir iki ay önce biz Ruhi ile birlikte alkol aldığımız sırada Ruhi bana ‘Kardeşin bize gelmesin, ben evden işe gidiyorum eve döndüğüm zaman gündüz vakti Temur'un benim evimde olduğunu ve yattığını görüyorum. Bundan dolayı da rahatsızım kardeşine söyle benim evime gelmesin' dedi. Ben Ruhi'nin Temur ile Azime arasında ilişki olduğundan şüphelendiğini anladım ve bunun üzerine Temur ile konuşarak bir daha evlerine gitmemesini söyledim. Olay sabahı Azime'yi Mustafa'lara götürdüğüm sırada kendisiyle konuştum. Ruhi'yi önce bıçakladıklarını daha sonra bağırmasın diye kravatla boğazını sıktıklarını söyledi. Azime'ye kiminle birlikte eylemi gerçekleştirdiklerini sorduğumda ise bana söylemedi. Hasan S. ben tutuklanmadan önce beni aradı. Nerede olduğumu sordu bende işte olduğumu söyledim. Yanıma beyaz bir pikap ile geldi. Birlikte araba ile bir yere gittik. Bana, ‘Sen suçu kabul et zaten tutuklanacaksın. Suçu üstlenmezsen senin annen, kardeşlerin ve çocuklarını öldürürüm' dedi. Ben olayı o zaman kabul ettim” dedi.

 

 

“RUHİ'NİN 2 ARKADAŞI SIRAYLA TECAVÜZ ETTİ"

 

O akşam Ruhi Canpolat'ın işe gittiğini belirten Ruhi'nin eski ve Temur'un yeni eşi Azime Ş. ise, “Gece 24.00 sıralarında eve döndüğünde yanında 3 kişi vardı. Bu kişiler takım elbiseliydi ancak kravat takmamışlardı. Temiz kıyafetli insanlardı. Kapıyı Ruhi açtı, ben bu sırada yatak odasında yatmak üzereydim. Kapıyı hafif aralayıp bu kişileri gördüm ve Ruhi yanıma geldi. Kim olduklarını sorduğumda bana, arkadaşları olduğunu ve benim tanımadığımı söyledi. Biz o gün beni köye göndermediği için Ruhi ile tartışmıştık. Yatak odasından çıkmadım. 10-15 dakika sonra eve gelen 3 şahıstan birisi yatak odasına geldi. Bu şahıs bana tecavüz etti. Ben karşı koydum ancak bu şahıs içeri girer girmez benim elimi bağladı. Ben ayaklarımı yere vurarak ses yapmaya çalıştım ancak bu şahsa karşı koyamadım. Bu şahıs odadan çıktı, daha sonra ikinci bir şahıs daha geldi o da bana aynı şekilde tecavüz etti. Onların ardından üçüncü şahıs da odaya gelerek, ‘Kocan, seni bunlara satmış' diyerek odadan çıktı. Benim ellerimi bana ait olan yazma ile önden bağlamışlardı. Üçüncü şahıs odadan çıktıktan sonra ben ellerim bağlı halde odada bir süre kaldım. Bu sırada içeriden kapının sesini duydum ve bu kişilerin evden gittiklerini anladım. Sonra odaya Ruhi gelerek ellerimi çözüp bana vurmaya başladı. Yumruk atarak kafama ve omuzlarıma vurdu. Saçımdan sürükleyerek salona götürdü o sırada benim burnum kanıyordu. Salonda da bir müddet bağırarak kızdı. Yerdeyken beni dövdüğü için ben bir süre sonra orada sızmışım. Ne kadar geçtiğini bilmiyorum. Ancak hava halen karanlıkken kendime geldim. Uyandığımda Cevdet Ş.'nin kanepede oturduğunu diğer kanepede ise Ruhi'nin oturduğunu gördüm ben hemen yatak odasına doğru geçerek kıyafetlerimi değiştirdim. Yatak odasında bekledim. Bu sırada Cevdet ve Ruhi'nin tartıştıklarını ve bağırışlarını duydum. Sabaha doğru Cevdet ve Ruhi'nin birbirlerine vuruyorlarmış gibi seslerini duydum. Ben salonda Cevdet ve Ruhi'yi gördüğümde Cevdet kanepenin üzerinde normal bir şekilde oturuyor, Ruhi ise gömleği açık pantolonu ise üzerinde duruyordu. Salonda alkol şişesi görmedim. Bir süre sonra tartışmalarının sonlandığını fark ettim. Sabaha doğru babam evi aradı. Kız kardeşim Emine telefonu açtı. Emine'ye gelip beni evden almalarını söyledim. Bana niye olduğunu sorunda sadece Ruhi'nin beni dövdüğünü söyledim. Ben telefonu kapattıktan sonra Cevdet odaya geldi. Ben odaya geçtiğimde kapıyı kilitlemiştim, bu nedenle Cevdet kapıyı açarak bulunduğum odaya geldi. ‘Sen mi aldın' diye telefonu sordu o sıra elimdeki telefonu gördü ve aldı. Cevdet o sıra da korkmuş gibiydi. Kapıya bakıp bir anca gitmek istiyor gibiydi. Ara ara da kendi kendine gülüyordu. Salona bakıp bakıp kafasını çeviriyordu ben de neye baktığını merak ettiğim için salona doğru baktım ve Ruhi'nin yerde yüzünün üstüne yatar vaziyette olduğunu gördüm. Ruhi'ye doğru koşarak bağırıp kaldırmaya çalıştım. Cevdet beni tuttu salondan koridora çıkarttı ve eliyle ağzımı kapattı. Bana ‘bağırma' diyerek tekrar odaya götürdü. ‘Burada otur sesini çıkartma. Eğer birini arar bir şey söylersen seni de kendimi de yakarım' dedi. Kapıyı kilitledi ve ben odada kilitli kaldım. Bir süre sonra evin içinde farklı ayak sesleri duydum. Daha sonra Cevdet benim bulunduğum odanın kapısını açtı. Salona koştum hemen ama Ruhi yerde yoktu. Cevdet'e Ruhi'yi sorduğumda Ruhi'nin iyi olduğunu sadece bayıldığını söyledi. Daha sonra Cevdet bana ‘Bu olaydan kimseye bahsetmeyeceksin, olay senin evinde oldu kimseyi inandıramazsın. Çocuklarını düşün bu olayı birine söylersen seni de kendimi de yakarım' dedi. Odadan çıkıp salona gittiğimde evimde olan battaniyelerden 2 tanesini göremedim. Benim Temur ile Ruhi ölmeden önce hiçbir şekilde ilişkim olmadı. Zaten Temur ilen 2012 yılında evlendik. Zaten evlenmemizi Cevdet istemişti. Cevdet bana kardeşim Temur ile evlen gözümün önünde ol dedi. Cevdet zaten olaydan sonra Ruhi seni dövmüş seni bırakıp gitmiş millet sorarsa bu şekilde söylersin diye tembihledi. Ben de bunun üzerine çocuklarıma, eşimin ailesine ve Ruhi'yi soran herkese beni dövüp evi terk ettiğini söyledim. Ruhi'nin kayıp olduğu hususunda 2-3 defa karakola başvurdum. Ben karakola başvururken olayın ortaya çıkmasından korkmuyordum. Hatta olayın ortaya çıkmasını istiyordum. Ancak çocuklarımla tehdit edildiğim için korktum ve gidip polise bu durumu anlatamadım. Ben olay günü evde herhangi bir temizlik yapmadım sadece halı yıkadım. Ruhi'nin getirdiği adamlar bana tecavüz etmelerine rağmen ben Ruhi'yi öldürmeyi düşünmedim. İlk ifademi ise Cevdet'in beni korkutmasından ve kimsenin bana inanmayacağından dolayı ifade veremedim” şeklinde konuştu.  

 

“SUÇSUZUM, BERAATIMI İSTİYORUM"

Üzerine atılan suçları kabul etmeyen Temur Ş. İse “Ruhi'nin kaybolması veya öldürülmesiyle ilgili benim alakam kesinlikle yoktur. Ben Ruhi'nin öldürülmesine ilişkin olayı, Cevdet ve Azime'nin beyanları sonrasında öğrendim. Suçsuzum beraatımı istiyorum. Azime ile boşandıktan sonra görüşmeye başladım. Azime'ye evlenmek teklifinde bulundum. Azime ilk başta teklifimi kabul etmedi. Aradan bir yıl civarında bir süre geçtikten sonra Azime beni aradı ve halen evlenip istemeyip istemediğimi sordu. Ben de evlenmek istediğimi söyledim. Bunun üzerine 5-6 ay kadar görüşüp sonrasında evlendik. Benim ailem Azime ile evlenmemi istemedi fakat ben Azime'nin çocuklarını tanıdım ve sevdiğim için Azime ile evlenmek istedim. Ben zaten Azime'ye 2010-2011 yıllarında ilgi duymaya başladım. Tutuklamadan yaklaşık bir ay öncesine kadar ben Azime'nin evde tecavüze uğradığına dair hiçbir şey duymamıştım. Abim Cevdet ile Azime arasında bir gönül ilişkisi olduğunu bilmiyordum. Abim Cevdet ile aramızda 4-5 sene öncesinde ev konusundan dolayı tartışma çıktı bundan dolayı da aileden hiç kimseyle görüşmüyorum. Hatta Azime bana Ruhi bir gün gelirse o zaman ne yaparsın dedi. Bende o zaman kendisine gelirse gelsin zaten boşanmışsın dedim. Ben sana sahip çıkarım dedim. Abim ile eşi Filiz'den dolayı da konuşmuyordum. Abim ile Filiz evlenmeden önce bizim Filiz ile gönül ilişkimiz vardı. Ben abim ile Filiz evlenmeden önce Filiz ile ayrıldık. Ben olay gecesi tam olarak nerede olduğumu hatırlamıyorum ama büyük ihtimalle köydeki evdeydim. Abimin neden bu şekilde beyanda bulunduğunu bilmiyorum. Ben o dönem araba kullanmayı bilmiyorum ehliyetimi 2016 yılında aldım dedi” ifadelerini kullandı.

 

Savunmaların ardından mahkeme heyeti, duruşmayı Ekim ayına erteledi.