GÜNCEL
Giriş Tarihi : 27-04-2021 16:52   Güncelleme : 27-04-2021 16:52

Saadet Partisi'nden Açıklama

Saadet Partisi Elazığ İl Başkanı Abdullah Akın, gündemle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Saadet Partisi'nden Açıklama

Başkan Akın'ın açıklaması ise şöyle:

Bu mübarek Ramazan ayının milletimizin tüm sıkıntılarından kurtuluşuna vesile olmasını yüce Allah’tan diliyorum. Özellikle bu mübarek günlerde bir fırsatını bulup, Filistin halkına saldıran, ümmete göz dağı veren, İsrail’deki ve tüm dünyadaki bir avuç siyonist katilleri kınıyorum, lanetliyorum. Zalimlerin gücü dağları yerinden oynatacak kadar güçlü olsa bile, Cenab-ı Allah dilediğinde onların düzenleri başlarına geçecek, bundan hiç şüphem yok. 

 

Yunus Emre ne güzel söylemiş;

 

"Bir sinek, bir kartalı salladı vurdu yere

Yalan değil gerçektir, ben de gördüm tozunu."

 

İşte Dünyamıza baktığınız zaman gözle görülemeyen bir virüsün bütün dünyayı sallayıp yere vurduğuna hep birlikte şahit olduk. Bu vesileyle Yunus Emre’ye de Allah’tan rahmet diliyorum.

 

Kıymetli hemşehrilerim, 

Bugün memleketimiz maalesef çok büyük problemlerin pençesine düşmüş durumda. İnsanlarımızın iyi niyetlerle, kendini emanet ettiği şu anki iktidar, milletimizi yoksulluğun, geçim sıkıntısının, bunalımların pençesine attığını görüyoruz. Milletimizin aslına dönmesini istemeyen, ya dönerse diye kabuslar gören hastalıklı siyonist zihniyet, milletimizi, 1000 yıldır her alanda muzaffer kılan adil bir nizamdan koparmış, kendi genetiğine aykırı, akılla bağdaşmayan bir düzen dayatmıştır. Bu düzene göre zengin daha zengin, fakir daha fakir oluyor, adalet sadece güçlü olursan işliyor. Yine Bu düzeni dayatanlar Erbakan hocamız gibi dünya çapında bir makina profesörünü, bir ilim ve ekonomi adamını, bir vatanseveri milletimize öcü gibi gösterip anlamsız bir şekilde bazen şeriat, bazen irtica korkuları pompalamış, gücünün yetmediği yerde darbe ile indirmişlerdir. Ancak bu milletin içindeki aslına dönme arzusunu söndüremeyeceğini anlayan siyonist zihniyet bir hamle daha yapıp alternatif partiler kurdurup, bu partiler vasıtasıyla Avrupa Birliği kapısını milletimize bir kurtuluş reçetesi, faizi ise dünya gerçeği olarak sunmuştur. Aziz mübarek ramazan ayındayız hepimiz oruçluyuz çok şükür. %99’u müslüman olan bir ülkenin tüm evlatlarına sesleniyorum. Peygamber Efendimiz SAV, bir zulüm ve cehalet düzenini yıkmış ve veda hutbesinde faiz ayaklarımın altındadır Kurana ve sünnete sarılmanız durumunda asla sapmazsınız buyurmuştur.  AKP’ye baktığınız zaman Peygamber Efendimiz sav in ayağının altına aldığı bu büyük günahı başının üstüne koyarak ülkemizi bu yıl 179 milyar TL faize mahkum etmiştir. Türkiye, tarihinde hiç bir şekilde böyle büyük bir faiz ödememiştir. Bugün 179 milyar TL’yi tahtaya yazın desek birçoğumuz yazamaz, bunun ne anlama geldiğini bilmek için sizlere örnek vermek istiyorum. 100 yıllık bir devlet olan Türkiye’nin F16 sayısı 289’dur. Bugün 179 milyar TL’ye 1500 tane F16 uçağı geliyor. Türkiye’deki işsizlerin tamamını maaşa bağlayın bu para bitmiyor ve son olarak Türkiye’deki tüm evleri kentsel dönüşüme sokun bu para yine bitmiyor. İşte bu paralar, yani milletimizden toplanan paralar Amerika’daki siyonist bankalara ödendiği için milletimiz bugün pandemide tam kapanmaya gidemiyor, esnafın kredisi ötelenemiyor, milletimize yardım edilemiyor, 10 milyon insan işsiz, 55 milyon asgari ücrete mahkum bir şekilde yaşıyor. Peki bu paralarla ne yapıldı diye baktığımız zaman tabiri caizse milletten toplanıp betona gömüldüğünü görüyoruz. Yani AKP yurtdışından faizli borçlar alıyor, bu paraları öyle yerlerde harcıyor ki vatandaşın hiç bir işine yaramıyor ve sadece belli bir kesimin işine yarıyor. Birazdan bunların örneklerine değineceğiz. Bu zenginleşen kesim ise AKP’yi ayakta tutmak için elinden geleni yapıyor. İşte bu gerçeklerin insanlarımız tarafından asla bilinmemesi için, AKP neredeyse tüm yayın organlarını kontrolü altına aldı ve Kontrol altına alamadıklarını da bir takım unsurlarla susturmaya çalışıyor. Bundan dolayıdır ki vatandaşın gerçek sorunu asla konuşulmuyor, konuşulması da istenmiyor. Milletimizin gerçek gündemi konuşulmasın diye farklı programlarla ve gündemlerle insanlarımızın hak ve hakikati bulması engelleniyor. Bu da yetmez insanlarımızın ahlak ve maneviyatı  bozularak gelecek nesillerin temeline tabiri caizse dinamit konuluyor. Sözde muhafazakar bir parti olan AKP, kendi kontrolünde olan bu ahlaksız tv programlarına dur demediği gibi, bir devleti yokoluşa götüren, milletin geleceğini bitiren israf, yolsuzluk, liyakatsiz yönetim anlayışı ve faiz gibi suçların yuvası haline gelmeye devam ediyor. AKP’ye sorsanız ondan iyi muhafazakar yok, e muhafazakarsan gereğini yap diyorsun, işte maalesef az önce saydığım muhafazakarlıkla bağdaşmayan yolsuzluk, israf, liyakatsiz yönetim anlayışı ve faizin pik yaptığı dönemleri yaşıyoruz. Türkiye’nin her yerinde bunun örneklerini görmek mümkün. Artık öyle bir duruma geldi ki herbirimiz bir yolsuzluğun, bir israfın önüne geçmeye çalışsak, maalesef yetişemeyecek duruma geldik. İşte bunun en küçük örneği belediyelerin eliyle bir takım kişilerin yurtdışına kaçırılmasına hep birlikte şahit oluyoruz. Neymiş efendim müfettiş çağıracaklarmış inceleyeceklermiş. Teşbihte hata olmaz derler, Nasrettin hoca bir gün çocuğunu çeşmeye suya gönderir. Göndermeden önce iyice bir döver sonra der ki sakın ha testiyi kırmayasın. Bunu gören Komşusu sorar hocam niye dövdün çocuğu testiyi kırmadı ki. Hoca şöyle bi bakar ve derki testiyi kırdıktan sonra dövmenin ne anlamı var. Şimdi bunların durumu bu. Sen Müfettişi testiyi kırmadan önce göndereceksin. Testiyi Kırdıktan sonra Müfettişi göndersen ne olur göndermesen ne olur. Maalesef Türkiye deki tüm kurumlarda teftiş mekanizmalarının içinin boşaltıldığını, işlemediğini ve siyasi iradenin kontrolünde olduğunu bilmeyen artık yok. Bu yüzden bu millete tiyatro oynatmayın, artık size kim inanacak ta sizi dinleyecek. Vatandaş neyin ne olduğunu artık çok iyi anlıyor, memleketi ne hale getirdiğinizi görüyor. 

 

İşte Bugün Elazığımız özelinde baktığınız zaman;

 

İş-Kur’a kayıtlı 30 bin, kayıtsızlarıda dahil ederseniz 60 bin insanımız işsiz. Ve her geçen gün bu rakam büyümeye devam ediyor. Sadece Fırat Üniversitesi yılda 20 bin Elazığlı yeni mezun veriyor. Bu kadar genci kamuda istihdam etmek zaten imkansız. Bu gençlerimiz için yeni iş sahası açmak dururken , yani fabrikalar , atölyeler, sanayi siteleri yapmak varken, bir bakıyorsunuz milletimizin işine yaramayacak işler yapılıyor. Bu yüzden Gençlerimiz insanlarımız evde oturuyor, bunalımda, okusam iş bulamayacağım, iş bulsam geçinemeyeceğim diyor, benim için bir gelecek kurmak, evlenmek, araba almak, ev almak bunların hepsi neredeyse bir hayal diyor. O zaman ne yapıyor gençlerimiz, bakıyor ki gelecekte kendini tatmin edecek bir şey yok, başlıyor gündelik zevklerin peşine düşmeye. İşte Elazığımızda gençlerin düştüğü kumar siteleri yüzünden nice ocaklar sönüyor, bu yüzden bazı aileler trilyonlar borçlanmış durumda. Kimi gençlerimiz daha erken yaşta çeşitli bağımlılıkların pençesine düşüyor, yanlış çevrelerin içerisine düşüyor. 

Niçin? Çünkü bu milletin parası fabrikaya değil, betona gömüldüğü için.

İşte Elazığ Belediyesine baktınız zaman, 600 dönümlük üniversite arazisini devraldılar ve geçtiğimiz günlerde “Umut Elazığ” adı altında o araziye 300-400 tane villa yapıp-satmak için kolları sıvadılar. Neymiş efendim satılacakmış da belediyeye gelir sağlayacaklarmış. Biz bu proje ilk açıklandığı zaman oraya villa değil, atölyeler ve sanayi siteleri yapmaları ve  binlerce insana yeni iş sahası açmaları için öneri yapmıştık. Eğer maksadınız belediyeye gelir sağlamaksa sanayi sitesi de yapıp satabilirsiniz demiştik. Ben Elazığ Belediyesi Başkanına çağrımı burdan yineliyorum, lütfen bu yanlış karardan dönün ve insanlarımıza iş sahası açmak için burayı sanayi alanı yapın. Böyle bir proje Elazığın umudu değil, intiharı olur. Belediye başkanlığı şehrin ekonomisine de katkı sunmakla sorumludur. Yaptığınız projelerin hiç birinin ciddi anlamda ekonomiye katkısı maalesef yok.Bir ile Battı çıktı yapmak, park yapmak, su getirmek, otopark yapmak bunlar zaten olması gereken hizmetler. Bir belediye düşünün ki hiç parkı yok. Halkına da su vermiyor. Türkiye’de böyle bir ile rastlamak mümkün mü? Zaten bunlar yapılan şeyler.  Maalesef ilimize sınıf atlatacak hiç bir proje yapılmadığını üzüntüyle izliyoruz. 

 

Ve yine esnaf gezilerimizden biliyorum ki Esnaf’ın Bağkur borcu birikmiş binlerce lirayı bulmuş ödeyemiyor kronik hastalığı var muayene olamıyor özel hastaneye gitmek zaten kimsenin harcı değil, kapıdan içeri girdiğinde 500 lira, Esnafın dükkanı yıkılmış, pandemi var, hala daha vergi,hala daha bağkur, hala daha kredi taksidi diye esnafın boğazı sıkılıyor. 

 

Diğer tarafta bir bakıyorsunuz Harputa 80 milyon liraya külliye yapılıyor! Bu milletin parasını önceliği olmayan şeylerde harcamaya kimsenin hakkı yok bunu tüm idareciler bilmedir. Bu milletin adalete, işe ve ekonomik saadete ihtiyacı var, bir beton yığınına değil. 

 

Çiftçiye gelince mazot, gübre ve ilaç parası yüzünden perperişan tarlasını ekemiyor. Ekse bile buğdayı pahalıya mal ediyor yem pahalıya geliyor dolayısıyla hayvancılık da etkileniyor. 

 

Diğer tarafta uçaklara yatlara vergisiz petrol verilirken, çiftçiye gelince mazota zam üstüne zam yapıyor. Hiç bir ülke yokki kendi çiftçisini böyle fahiş bir mazot fiyatıyla ezmesin.Bir an önce mazot ve gübreden vergi kaldırılmalıdır böyle sorumsuzluk olmaz.

 

İşte hayvan pazarını ziyaret ettik kardeşlerimizle sohbet ettik. Hayvancılık bitmiş, yem fiyatları 2 katına çıkmış, insanlar yem parası ödeyemediği için hayvanını satıyor veya kesiyor. Çok ilginçtir yem fiyatları o kadar artmış ki ineğini bile kesen kardeşlerimiz var. Bu kardeşlerimiz Eti 38’den değilde 39 dan satmaya kalksa hükümet hemen gariban o hayvancılıkla uğraşan kardeşimize sopa gösteriyor yurt dışından angus ithal ediyor. Siz bu hakkı nerden buluyorsunuz, vatandaşı ezmeye sizin hakkınız var mı? Bu milletten siz ne istiyorsunuz soruyorum size!

    

İlçe ziyaretlerinde gördük ki ilçelerin tamamından şehre kaçışlar sürüyor, iş yok, esnaf perişan, gençler perişan. Belediye başkanlarının biri oturup diğeri kalkıyor ancak yıllarca yatırım yapılmadığı için ilçemiz geriye gidiyor. İlçelerimizin %80 i su kenarında olmasına rağmen varlık içinde yokluk yaşatılıp en küçük bir yatırım yapılmıyor. Kimde bu ilçeler olsa herbirini bir turizm memleketi yapar ancak gelin görünki buradaysa durum aynı. 

 

Deprem geçiren vatandaşlarımızın durumu ise anlatmakla bitmeyecek kadar vahim. 

40 senede 1 tane ev alabilen gariban vatandaşa hükümet 2 senede ev bitiremiyor, yetmez yaptığı ev sığınak gibi, bu da yetmez karşılığında para isteniyor borca mahkum ediliyor. Bu da yetmez kura çekiliyor aynı mahalledeki aynı kattaki adamın biri şehrin bir ucuna diğeri diğer ucuna gönderiliyor. Ve hala daha yıkılmamış binalar var. Orta hasarlılar var neyin ne olacağı belli değil. Vatandaş artık ümidini kesti ve Bunların hiçbiri artık konuşulmuyor bile. 

Buda yetmiyor, vatandaş evini kendi müteahhite vermiş yaptıracak Elazığ belediye bu deprem zamanı vatandaştan otopark işgaliye bedelini 18 bin liradan 30 bin liraya çıkarıyor. Sonra çıkıp TV larda 6 ay su parası almadık diye gururlanıyor. Bu nasıl fahiş bir artış. Hani siz vatandaştan 6 ay su parası almadık diye övünüyordunuz. 100 TL almadığınız vatandaştan 30 bin lira alıyorsunuz. Vatandaşın dükkanı yıkılmış 30 m2’ye 30 bin lira para alıyorsun, 180 m’ dükkanı olan adamdan 180 bin lira otopark parası alıyorsun. Bari şu deprem geçirmiş vatandaşımıza bu fahiş artışı yapmayın. Ben burda Belediyeyi samimi olmaya davet ediyorum. Vatandaşı artık yanıltmayın. Artık meydan boş değil bu vatandaş bu millet sahipsiz değil. 

 

    

Diğer taraftan 2 katrilyon para verilip kömürhana 2. bir köprü yapılıyor. Bu paraya 5000 tane konut hak sahiplerine ücretsiz olarak teslim edilirdi. Hadi onu yapmadınız bu paraya tüm dünyaya ürün satan fabrikalar kurulup binlerce insan çalıştırılıyor. Elazığ’ın işsizlik sorunu sadece bu köprü parasına dahi çözülürdü. Sizin orada yaptığınız köprünün buradaki işsizimize, çiftçimize, esnafımıza, kısacası kimseye faydası var mı Allah aşkına! Bu parayla tüm il ve ilçeler ayağa kaldırılır. Biride çıkıp demiyor ki kardeşim siz ne yapıyorsunuz! 

 

Sevgili Hemşehrilerim 

Gördüğünüz gibi vatandaşımızın sorunları başka, bu idarecilerin yaptığı bambaşka... Vatandaş, esnaf, çiftçi, gündelikçi, öğrenci acı çekiyor, tabiri caizse hayatı kararmış geçinemiyor gittikçe fakirleşiyor bunlar hala halkı tv larda yanıltıyorlar. İşte geçen gün bir işsiz kardeşimiz cebinde kalan 13 lirasını hanımına verip Allah’a ısmarladık deyip intihar ediyor, ve inanın bu ruh halinde milyonlarca insanımız var. İşte geçen gün şire meydanına gidip sohbet ettiğimiz, gündelikçi çalışan şu kardeşlerimizi dinleyip yüreği sızlamayan, devletin malı deniz deyip ülkeyi soyup soğana çevirip bu kardeşimizin problemlerini çözmeyen idarecilerin iyi izlemesini istiyorum. Bunun hesabını nasıl vereceksiniz soruyorum size. Allah sizden, bırakın bu kardeşimizi, gün boyu uçupta içecek su bulamayan bir kuşun dahi hesabını soracak bunu böylece bilin.

 

Sevgili hemşehrilerim 

Gördüğünüz üzere vatandaşın gerçek gündemi  her alanda verdiği geçim mücadelesidir ve hayalini kurduğu adil bir düzendir. Bu düzeni inşa etmek ancak milletimizin kendisiyle yapılmış, bir seçim değil, geçim ittifakı ile mümkündür. Çünkü milletimiz artık bir seçim değil geçim ittifakı, bir adil düzen ittifakı istiyor. Başta Saadet Partisi Elazığ İl Başkanı olarak ve yıllarca bu memleketin kurtuluşu için karşılık beklemeden saçlarını ağartmış, dürüst, çelikleşmiş, helali haramı bilen teşkilatlarımla birlikte, layık olduğunuz huzur ve saadet dolu yaşanabilir bir Elazığ’ı ardından yaşanabilir bir Türkiye’yi inşa etmek için gücümüzün sonuna kadar çalışacağımızı belirtmek isterim. Gelin bunu birlikte yapalım bir geçim ittifakı ve bir adil düzen kuralım. O zaman göreceğiz ki bu millet tüm sıkıntılarından kurtulacak, bu kötü günler, sadece ibret alınması gereken bir tecrübe olarak hafızalarda kalacaktır ve bunu yaşatan insanlar unutulup gidilecektir.